Yazı Detayı
09 Mart 2012 - Cuma 21:22
 
DOSB İmparatorluğu
Alparslan Artut
haberdilovasi@hotmail.com
 
 

Adına DOSB dediğimiz Dilovası Organize Sanayi Bölgesi 2002 yılında kuruldu. Dilovası, elindeki Altın yumurtlayan tavuğu hiç yoktan Dilovası Sanayicisine verdi. Verilmesi gerekiyor muydu? Hayır. Peki, bu yetki devrinden sonra Dilovası’nın herhangi bir kazancı oldu mu? Hayır, hiç olmadı.

Dilovası’nda yaşayan binlerce insan Dilovası’na Sanayisi için geldi. Ekmek kapısı olarak gördü Sanayiyi. Bundan dolayı da sanayinin pisine, isine, sesine hep katlandı. Ama gelinen nokta hiç iç açıcı değil. Dilovası insanı ciddi manada içinde yaşadığı bu kaotik çelişkiyi sorguluyor. Çoğunluğu İşsiz ve çaresiz. Dilovası sanayisi, Belediyenin himayesinde iken iyi kötü sahipleniyordu Dilovası insanını. Ne zamanki DOSB kuruldu işler tamamen değişti. Artık hiçbir şekilde Dilovası Belediyesi ve Dilovası insanına eyvallahı kalmadı sanayicinin. Her anlamda bağımsız bir imparatorluk oldu DOSB.

Dışardan birine Dilovası’nın en büyük problemi işsizlik derseniz, karşınızdaki sanırım hayretler içinde kalır. Sanayisinin bu kadar yoğun olduğu bir yerde işsizlikten bahsetmek, abes olduğu kadar birazda utandırıcıdır. Peki, neden acaba. Kamu kurum ve kuruluşları, Üniversiteler bu konuda hiç araştırma veya rapor hazırladılar mı? Bilmiyorum hazırlayıp hazırlamadıklarını ama bilinen tek gerçek varsa o da Dilovası’nın kadersizliğidir.

Üniversiteler ve kurumları bir kenara bırakıp kendimce bu konuda biraz beyin egzersizi yaptım. Hayatım boyunca problemleri çözerken her zaman işe, problemi teşhis ederek başlamışımdır. Teşhis, problemi doğru analiz etmektir. İyi analiz edilmiş bir problemin kesinlikle doğru çözümleneceğine inanırım.

Birincisi, Sanayicinin Dilovası’nda kalifiye insan yokluğundan bahsetmesi bana hiç inandırıcı gelmiyor. Doğma büyüme bir Dilovalı olarak etrafımda onlarca Üniversite mezunu, yüzlerce Yüksekokul mezunu ve binlerce Lise mezunu varken, Dilovası’na servislerle binlerce insanın gelmesi içimi burkmuyor değil. İster kutsal kitaplara bakın, isterseniz dünyadaki tüm anayasalara bakın; Bir yerde öncelik, her zaman orda yaşayanındır. Dışardan gelen insanlarda bizim insanımız tabiî ki. Aynı bayrak altında yaşıyoruz. Ama ben Dilovası sanayicisine hiçbir zaman şu lüksü tanımıyorum; “Dilovası insanı yetersiz.” Eğer yetersizse yeterli hale getirmekte birinci görev Dilovası sanayicisinin işidir. Dilovası Belediyesinin işi değil. Sanayici sanayiciliğini yaparsa Belediyede belediyeliğini yapar. Eğer bugün Demokratik açılımdan bahsediliyorsa alın size en güzel açılım. Doğuda tüm olumsuzlukların sebebi İşsizlik görülüyorsa, batının göbeği olan Dilovası’nda yıllardır yaşanan işsizlikle boğuşan halkın bu sağduyulu tavrı takdir edilmelidir bence. Ama dediğim gibi, Dilovası insanı artık sorgulamaya başladı. Artık homurdanmaya başladı.

İkincisi, Dilovası sanayicisinin Dilovası insanına önyargılı baktığını düşünmekteyim. Her yerde ve her toplumda sıkça yaşanmış bir takım olumsuzluklar, Dilovası insanında peyda bulunca, nedense pire deve misali oluyor. Bu çok haksızca bir tavırdır.

Tek kurtuluş; Dilovası sanayicisi Dilovası insanına sahip çıkmalıdır. Dışlamamalıdır. Bir ebeveyn gibi davranmalıdır. Bir ebeveyn, çocuğunda bir problem varsa onu çözümler. İstese de, istemese de onun evladıdır çünkü. Dilovası sanayicisi de istese de, istemese de bu işsizlik meselesini Dilovası’nda çözmelidir. Daha doğrusu çözmek zorundadır. Nasıl çözeceği tartışılır, konuşulur. Ama öncelikle Dilovası insanına kendinden biriymiş gibi bakmalı. Eğer kendinden gibi bakarsa iş kendiliğinden çözülür. Bu durumda Dilovası insanı da eksiklerini görmeye başlayacaktır. Daha kusursuz ve daha verimli olmak için elinden geleni yapacaktır. Ben buna inanıyorum. Sanayici yaşadığı ve kirlettiği yerde yaşayan insanları görmemezlikten gelmemelidir. Bu insani bir istektir.

DOSB dediğimiz devasa kurum, eğer varlığını devam ettirmek istiyorsa, bence Dilovası insanına el atmalıdır. Dağınık haldeki Dilovası sanayicisini bir araya toplayan DOSB, kurulumunu meşrulaştırmak için Dilovası insanını görmelidir. Altyapıya vs. harcadığının en azından çok az kısmını sosyal sorumluluk bilinciyle birlikte yaşadığı topluma harcamalıdır. Eğer sanayici ve halk arasında bir diyalog ortamı oluşmazsa, Dilovası insanı, eskiden sahip olduğu avantajları geri almak isteyecektir.

Ben tüm kalbimle, Dilovası Sanayicisinin ve Dilovası İnsanının bir hemşeri gibi birbirini görmesini temenni ediyorum.

 
Etiketler: DOSB, İMPARATORLUĞU,
Yorumlar
Haber Yazılımı